2018’de, küçük ama derin bir soruyla yola çıktık:
“Beyaz yakalılar ne hissediyor, ne düşünüyor, neye ihtiyaç duyuyor?”
Bu sorunun peşinden gittiğimiz sekiz yıl boyunca, binlerce çalışanın iç dünyasına kulak verdik. Her yıl biraz daha büyüyen bu araştırma sayesinde, ofislerin görünmeyen haritasını çıkardık: duygular, ihtiyaçlar ve umutlar… Tüm bu birikimi işverenlerle buluşturarak iş dünyasına yeni bir bakış açısı sunmaya çalıştık.
Bu yıl araştırmamızda yeni bir kapı aralıyoruz. Çünkü artık iş hayatı sadece insanlar arasında değil, insan ile yapay zekâ arasında da şekilleniyor.
2025’in Merak Ettirdiği Büyük Soru:
İnsan ile Yapay Zekâ gerçekten bir ekip olabilir mi?
Yeni teknolojiler sadece işleri değil, iş yerindeki ilişkileri, rolleri ve güven ortamını da kökten değiştiriyor. İşte tam bu noktada, beyaz yakalıların yapay zekâya nasıl yaklaştığı, bu dönüşümün gidişatını belirliyor. Bu nedenle bu yılki araştırmamıza yeni bir boyut ekliyoruz: Yapay Zekâ. Onu nasıl algılıyoruz? Onunla çalışmaya ne kadar hazırız? Tüm bunları analiz ediyoruz.
Ve bu yıl, üç kritik başlığa odaklanıyoruz:
Eğer Takım Olabilirsek, Kültür de Değişebilir
Yapay zekâyı yalnızca bir araç değil, potansiyel bir “çalışma arkadaşı” olarak görmek mümkün mü? Bu bakış açısının yerleşmesi, sadece teknolojik değil, kültürel bir dönüşüm gerektiriyor. Açıklığın, psikolojik güvenliğin ve öğrenmeye açık bir zihnin desteklenmesi, bu yeni çağın yapı taşları arasında.
Bu yıl, Türkiye’nin dört bir yanından farklı sektörlerde çalışan beyaz yakalıların görüşleriyle, hem bireysel düzeyde hem de kurum kültürü açısından bu dönüşümün izini sürüyoruz.
Geçen yıl umudu konuşmuştuk. “Umutlar yeniden yeşerecek mi?” diye sormuştuk.
Bu yıl sorumuz daha büyük:
İnsan + Yapay Zekâ takımı, gerçekten mümkün mü?
Kaynak: Harward Busines Review